Atipik Otizm Regresif Otizm Uyaran Eksikliği Dil & Konuşma Bozukluğu Aile Danışmanlığı
Otizmin genetik yönü nedir ?

Otizmin genetik yönü nedir?

Bağımsız çalışan bir grup bilim insanı, tıp dünyasında ilk kez, çocuklarda otizm hastalığına neden olan birçok genetik mutasyonu tespit ettiklerini açıkladı.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmalar, geçmişteki sayısız bulguya da göz önüne alarak, beyin gelişiminde yüzlerce, hatta binlerce genetik farklılığın olumsuz rol oynayabileceğini gösterdi.

ABD’nin Yale, Harvard ve Washington Üniversiteleri tarafından gerçekleştirilen üç ayrı araştırmada ayrıca, çocuklarda otizm görülme riskinin anne-babanın yaşı ilerledikçe arttığını ve özellikle 35 yaş üstü babalar için bu riskin daha yüksek olduğu belirtildi.

Bilim insanları yeni araştırmanın, otizm hastalığının biyolojik temelini anlamak adına doğru bir strateji kurmakta kendilerine yardımcı olacağını, geçmişte böyle bir imkanları bulunmadığını ifade etti. Ayrıca, hastalığın kalıtımsal riskleri ve çevre faktörleriyle olan bağlantısı üzerinde on yıllardır süren tartışmaların ardından, otizmin güçlü bir genetik temeli olduğu anlaşıldı.

Araştırmacılar, söz konusu genetik mutasyonlara çok nadir rastlandığı ve araştırmalarda yer alan çocukların çok azında bulunduğunu belirtti. Çok nadir genetik mutasyonların deşifre edilmesiyle, tüm otizm vakalarının yüzde 15-20’sinin anlaşılabileceği, beyin gelişiminde yaşanan sorunların anlaşılmasında yeni mekanizmalar elde edilebileceği ifade edildi.

ÜÇ ARAŞTIRMA, AYNI SONUÇ

Otizm araştırmalarına dönüm noktası olabilecek üç araştırmada da, de novo mutasyonlar olarak bilinen ve nadir görülen genetik bozukluklara odaklanıldı.

Kendilerinde hastalığın belirtisi olmamasına rağmen, çocukları otizm hastası olan çiftlerin kanlarındaki genetik materyal analiz edildi. Böylece, anne ve babadan gelmiş olabilecek genetik özelliklerin incelenmesi yerine, otizm hastalığına neden olabilecek ilk mutasyonların tespit edilmesi amaçlandı

De novo mutasyonları kalıtsal olmasa da, gebeliğin başlarında veya gebelik süresince doğal olarak ortaya çıkabiliyor. Birçok insanda bulunan de novo mutasyonlarının çoğu, beden ve zihin sağlığına tehdit oluşturmuyor.

Çalışmalardan ilkinde, Yale Üniversitesi’nde genetik mühendisi ve çocuk psikiyatri olan Dr. Matthew State, otizm ön teşhisi konulan ve otzim hastalığının belirtisini göstermeyen anne-baba ve çocukların oluşturduğu  200 kişide de novo mutasyonlarını saptamaya çalıştı. Araştırmada, birbirleriyle akrabalığı olmayan, otizm hastası iki çocuğun aynı genlerinde de novo mutasyonları tespit etti. Otizm ön teşhisi olmayan kişilerde ise benzerlik saptanmadı.

Sate, “Bu sonuç, üzerinde 21 bin nokta bulunan bir dart tahtasında aynı noktayı iki defa vurmaya benziyor... Mutasyonun tespit edildiği genin otizm hastalığına neden olma ihtimali yüzde 99.9999” dedi.

State ve ekibi, otizm hastası olan bir üçüncü çocuğun farklı bir geninde de de novo mutasyonu tespit etti. Ancak bu genin hastalığa sebep olma ihtimalinin daha düşük olduğu ifade edildi.

İKİNCİ ARAŞTIRMA İLKİNİ DOĞRULADI

Washington Üniversitesi’nden Dr. Evan Eichler’in başını çektiği araştırmacılar, Yale Üniversitesi’ndeki araştırmanın benzerini 209 aile üzerinde yaptı. Aynı sonucu veren bu araştırmada, otizm hastası olan bir çocukta, aynı gende genetik bozukluk tespit edildi.

İki araştırmadaki benzerlik bununla sınırlı kalmadı. Araştırmacılar, akraba olmayan iki otizm hastası çocukta, aynı gende de novo mutasyonu olduğunu tespit etti. Otizm teşhisi olmayan insanlar üzerinde yapılan incelemelerde ise benzer bir duruma karşılaşılmadı.

ÜÇÜNCÜ DORĞULAMA

Üçüncü ve benzer bir araştırma, Harvard Üniversitesi’nden Mark Daly ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. İlk iki araştırmadaki üç geni bulmaya çalışan Daly, bu genleri taşıyan daha çok vaka buldu.

Daly, “Her insanda genel olarak en az bir de novo mutasyonu bulunuyor. Ancak bu araştırmada, otizm hastası olan çocukların bu mutasyonları daha yüksek bir oranda bulundurduklarını ve mutasyonun etkilerinin çok daha güçlü olduğunu gördük” dedi.

YAŞ ARTIKÇA RİSK ARTIYOR

Her üç araştırma, otizm riskinin anne-baba yaşınının ilerlemesiyle arttığını gösterdi. Dr. Eichler, 51 de novo mutasyonu üzerinde yaptığı analizde ise erkeklerdeki DNA’nın kadınlara kıyasla genetik bozukluğa neden olma ihtimalinin dört kat daha fazla olduğunu tespit etti. Otizm hastası bir çocuğa sahip olma riskinin, 25 yaşındaki erkeklere kıyasla 35 yaşındaki erkeklerde artması, yaş faktörünün etkisi iyice gözler önüne serdi.

Bilim insanları yaş farklıyla ortaya çıkan etkiyi, “yaşlı erkeklerin spermlerinin beyin gelişimini etkileyebilecek genetik bozukluklara neden olabileceği ihtimaline” dayandırdı.

TEDAVİ ÜRETİLMESİ UZUN SÜRECEK

Elde edilen bulgular, geliştirilecek yeni tedavi yönteminin oldukça uzun zaman alacağına işaret ediyor. Ancak hem Eichler, hem de Daly, yüksek risk içeren genlerin, paylaşılan biyolojik süreçlerde etkileşim göstermesinin, tedavi bulunma sürecini azaltabileceğini belirttti.

Eichler, “Henüz, buzdağının ucunu görüyoruz... Ama herkes nereden başlamamız gerektiği konusunda emin” ifadesini kullandı. Dr. State ise “Bence çok önemli bir yerdeyiz, çünkü yıllardan beri bu alanda çalışıyorum ve hastalığa neden olan bir geni bile bulamamıştık” dedi.

UZMANLAR TEMKİNLİ

San Diego Üniversitesi’sinde molekület tıp alanında akademisyen olan Jonathan Sebat, “Bu araştırmaların bir atılım olduğuna inanmıyorum, çünkü benzer sonuçlar elde edilmesini bekliyorduk... Yine de bir dönüm noktası olabilir. Gelecek bir iki yıl içinde, 20-30 veya daha fazla genetik mutasyon keşfedebileceğimizi söyleyebilirim” dedi.

Diğer uzmanlar ise konuya daha şüpheli yaklaşarak, çok nadir görülen mutasyonların genetiğinin deşifre edilerek, bu mutasyonların belli genler üzerindeki etkisi hakkında kesin açıklamalar yapılmayacağını savundu.

Johns Hopkins Üniversitesi Genetik Tıp Enstitüsü’nden Dr. Aravinda Chakravarti, “Bu çok iyi bir başlangıç ancak nadir görülen mutasyonların nedenini, hatta genel popülasyondaki seviyesini bilmiyoruz... Daha çok çalışılması gerek” ifadesini kullandı.

GENLERİN KİLİT ROLÜ ÜZERİNE BAŞKA BİR ÇALIŞMADA

Yüzlerce küçük genetik değişikliğin otizmde rol oynayabileceği, bu değişikliklerin beyin hücreleri arasındaki bağlantıyı etkileyebileceği belirlendi

"Neuron" dergisinde yayımlanan üç araştırma, otizmde genetik değişikliklerin kalıtsal olmadığı varsayımını güçlendirdi.

Çocuklarından biri otistik olan iki çocuklu yaklaşık bin aileyi kapsayan araştırmalardan birinde, otistik çocukta genetik değişiklilere uğrama riskinin, erkek ya da kız kardeşinden 4 kat fazla olduğu ve değişikliklerin kendiliğinden meydana geldiği görüldü.

Araştırmalardan birine imza atanlardan Dr. Michael Wigler, sonuçlara göre, genetik değişiklik çeşitliliğinin çok fazla olduğunu, bu nedenle bir otizm türüne yönelik özel tedavinin diğer türlerde hiçbir etkisinin olmayabileceğini belirtti.

Wigler ve ekibinin çalışması, ilk kez genomda (kromozomlarda bulunan genetik şifrelerin tamamı) 250-300 bölgenin bulunduğunu, bu değişikliklerin bir otizm türüne yol açabileceğini gösterdi.

İkinci araştırmayı yapanlardan Yale Üniversitesinden Dr. Matthew State de bu araştırmaların otizmin "yapısının" anlaşılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Üçüncü araştırmaya imza atanlardan Dr. Dennis Vitkup da yaptıkları incelemelerin, otizmin sinir hücreleri arasındaki iletişimin bozulmasından kaynaklandığına ilişkin varsayımı desteklediğini ifade etti.

Otizmin Nedeni, Silinmiş Genler mi ?

Beyindeki nöron ve snaps bağlantılarının hatalı olması silinmiş genlerle ilişkili olabilirmiş.

Mount Sinai Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yönetilen, güçlü bir dizi genetik analizle otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin yüzlerce genomu tarandı ve bazı genlerde silinme olduğu keşfedildi.

Otizmli ve otizmli olmayan insanlar arasında yapılan araştırmalara göre; genlerdeki silinmenin otizmlilerde çok daha fazla sayıda gen üzerinde meydana geldiği tesbit edildi.

Çalışma grubunun yüzde yedisinin genleride olması gereken iki kopyadan biri yoktu .

Bilim adamlarının bu raporu, American Journal of Human Genetics, de yayınlandı.

Analizlere göre, genlerdeki bu silinmeler snapslarda hatalı bağlanmaya ve beyin nöronlarının aktivitesini değiştirmeye neden oluyor.

Mount Snai Tıp Fak. Genetik ve Genomik ve Nörolojik bilimlerde görevli olan çalışmanın baş araştırmacısı, Joseph D. Buxbaum;

“Bu bir ya da iki geni etkileyen küçük silinmelerin otizm hastalığının gelişme riskine katkıda bulunan ve ortak gibi görünen ilk bulgudur.

Bizim riskin tezahürünü gerçekten kesin olarak anlamamız için diğer bağımsız örneklerle genişletilmiş bir dizi çalışma daha yapmamız gerekmektedir ve bu süreç hala da devam etmektedir “ diyor.

25’in üzerinde kurum ve Mount Sinai’den bir grupla oluşturulan konsorsiyumun Otizmli bireylerin binlerce genom analizine devam etmesi için Ulusal Sağlık Enstitüleri 7 milyon dolarlık hibe yapmıştır.

Dr Buxbaum ;

“ İlk bakışta, Otizmli nüfusun eksik genleri nüfusun yaklaşık yüzde birini etkiliyor. Otizme, genetik ve çevresel faktörler arasındaki karmaşık bir etkileşimin neden olduğu düşünülmektedir.

Bozukluk genlerle ilgili olmasına rağmen, otizm vakalarının çoğu bilinen kalıtsal nedenlere bağlanamaz. “ diyor.

Bu çalışmada araştırmacılar, gen silinmesi, genlerin duplikasyonu veya küçük kopya sayısı varyasyonlarını araştırdı.

Otizmli bireyler ve bozukluğu olmayan “kontrol” grubu arasında.

çalışma yapmak için örnek kümesindeki kan örneklerinde 22.000 insan genomu incelendi ve sonuçlar (XHMM) programı kullanarak analiz edildi.

431’i Otizmli ve 379 kontrol grubu olmak üzere toplam 811 kişi, analiz edildiğinde;

Otizmli grubunda 803,

Kontrol grubunda 583 gen silinmesi bulundu.

Üstelik Otizmli nüfusta birden fazla küçük silinme vardı.

Dr Buxbaum;

“ Gen silinmesi, genetik miras nedeniyle olmamaktadır.”

“Yumurta ya da sperm gelişimi sırasında meydana gelen olaylar nedeni ile gelişen silinmeye bağlı olarak otizm bozukluğu oluşması ihtimali kuvvetli görünüyor. ” diyor.

Araştırmacılar daha sonra , otizmli grupta bulunan silinmeleri incelemiş ve bunların önemli bir bölümünün otofaji ile ilgili olduğunu bulmuşlardır. Otofaji, değişmiş membranlar ve organeller tarafından hücre sağlığını korumaya çalışan anahtar bir süreçtir.

Dr Buxbaum; “ otofaji beyin gelişimi için çok önemlidir.

Çünkü beyin, ihtiyacından çok daha fazla sinaps üretir ve aşırı üretimin tekrar budanması gereklidir. Çok fazla veya çok az sinaps, iyi iletişim yapmaya engeldir. Aşırı kablolanma dediğimiz bu olayda mesajların iletilmesi çok geç ve düzgün ulaşmaya engel olabilir. ”

Dr Buxbaum , “ Araştırmacılar, bulguların klinik bir öneme sahip olacağına inanıyorlar. Kopya sayısı varyasyonları bir anahtar olabilir ve otizmli nüfus için genetik test geliştirilmesini sağlayabilir.” diyor.

 

 

 

NTV BİLİM

www.ntvmsnbc.com

 

 

 

MAİL GRUBUMUZA ŞİMDİ KATILIN