Atipik Otizm Regresif Otizm Uyaran Eksikliği Dil & Konuşma Bozukluğu Aile Danışmanlığı
Otizm ve Alternatif Tedavi Yöntemleri


OTİZMDE ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMLERİ


REFLEKSOLOJİ
Bu yöntem; hastalık, kaza, stres gibi etkenlerle vücudun yaşamsal enerji yolları bloke olduğu için, vücut fonksiyonlarının engellendiği felsefesine dayanır. Refleksoloji vücuttaki doğal enerji akımını restore ederek iyileşmeyi hızlandıran bir yöntemdir.

Refleksolojist parmakları ve ellerini kullanarak ayak tabanındaki çeşitli noktalara basınç uygular. Bu, basınç merkezi sinir sistemini uyararak blokları açmak, normal enerji akımını tüm vücuda yaymak ve gerginlikleri gidermek yolu ile vücudun kendisini iyileştirmesini hızlandırır.

Refleksoloji kişiyi bir bütün olarak tedavi eder, sadece belli bir belirtiyi tedavi etmez. Bu nedenle pek çok sorunda uygulanabilir. Bunlar arasında kronik ve akut ağrılar, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, strese bağlı olarak ortaya çıkan bozukluklar ve otizm sayılabilir. Refleksolojinin uygulanmasından sonra yapılan tıbbi test ve gözlemler sonucunda depresyon ve anksiyetenin azaldığı, hemoglobin seviyesinin yükseldiği, kan basıncının normalleştiği gibi olumlu etkileri ortaya koymuştur.

Bu değişikliklere refleksoloji ile ulaşılması aşağıda özetlenen davranışlar ile olmaktadır:

Endorfin üretiminin uyarılmasını kontrol ederek ağrıyı kontrol etme,

Derin kas gevşemesi sağlayarak stres ve gerginliğin azalması,

Vücuttaki derin duyunun (proprioseption) uyarılması ile diğer sistemlerin harekete geçmesi,

Otonomik sinir sistemi üzerinde uyarıcı ya da baskılayıcı etkiler,

Kan ve lenfatik dolaşımın hızlandırılması.


Otizm de refleksolojinin uygulandığı alanlardan biridir. Otistik özellikleri olan çocuklarda sindirim sistemi, dalak, omurilik ve beyin alanları üzerinde çalışılması önerilir. Duygusal ve davranışsal problemlerin yanı sıra otistik özellikleri olan çocuklarda görülebilen bazı bağırsak problemleri; mide bağırsak duvarının incelmesine ve yabancı maddelerin bağırsak içine girmesine sebep olur. Literatüre göre, bu toksin maddeler, mide bağırsak yolu ile kan dolaşımına dahil olarak beyin fonksiyonunu etkiler. Bağırsak fonksiyonlarının artırılması ile vücudun toksinlerden arındırılması, karaciğer ve bağışıklık sisteminin fonksiyonlarının arttırılması ile beynin fonksiyonunun iyileştirilmesi, vücudun ruhun ve zihnin uyumunu sağlar

 

AROMATERAPİ
Fiziksel ve ruhsal sağlığı iyileştirmek amacı ile bitki özü içeren yağların tedavi amaçlı kullanımıdır. Değişik bitkilerden elde edilen bitki özleri içeren bu yağların çeşitli formlarda koklanması ve vücuda uygulanması ile psikolojik ve fizyolojik etkileri olduğu bilinmektedir. Bu yağlar özelliklerine göre uyarıcı, dinlendirici, sakinleştirici ve gevşetici etkiler ortaya çıkarabilirler.

Otistik özellikleri olan çocuklarda duyu bütünlemesi problemi görüldüğünden bu çocuklar, uyaranları algılama ve organize etmede sorunlar yaşarlar. Aromaterapide koku alma duyusunun amaca yönelik uyaranlarla doğru ortamlarda uyarılması ile istenen davranışların ortaya çıkarılması sağlanır. Yapılan uygulamalarda aromaterapinin olumlu etkileri ortaya konmakla beraber otistik özellikleri olan çocukların beklenenden az ya da fazla cevaplar vermesi özelliği nedeni ile dikkatli davranılması gerektiği belirtilmektedir.

Uyarıcı özelliği bilinen nane özü içeren yağlar sınıf içi etkinliklere gösterilen ilgiyi artımakta, gevşeme ve sakinleşme özelliği olan portakal çiçeği, sandalwood gibi yağlar onların öğrenmeye hazır duruma gelmelerini kolaylaştırmaktadır. Örneğin, ellerini lokalize etmekte güçlük yaşayan bir çocuğun elleri, nane özlü yağ eklenmiş su spreyi ile uyarıldığında görme duyusunun yardımı olmadan, ellerinin yerini bulması kolaylaştırılarak, kendi farkındalığının artması sağlanmıştır.

Sınıf içinde ellerine tükürerek sürekli olarak oğuşturan ve ortama olan ilgisini yitiren başka bir çocukta ise sakinleştirici etkisi olan neroli yağı damlatılarak ellerini ovmasına izin verilmiş, çocuğun dersin devamını daha sakin bir şekilde izlediği ve istenmeyen davranıştan vazgeçtiği gözlenmiştir. Sözel ifade yeteneği olmayan aynı çocuk, daha sonraki derslerde yüz ifadesi kullanarak yağ istediğini belirtmiş ve sınıf içindeki etkinliklere daha sakin bir şekilde katıldığı gözlenmiştir. Aromaterapi bu konuda eğitim almış bir uzman tarafından uygulanmalıdır.


HİPOTERAPİ
Hayvanlar ve insanlar arasındaki pozitif ilişkinin tedavi edici olarak kullanılmasıdır. Ata binmenin engelli çocuklarda pek çok becerinin kazanılmasında yararlı olduğu değişik çalışmalarda ortaya konmuştur. Otistik özellikleri olan çocuklara yönelik ata binme programları olan merkezler pek çok ülkede yararlı çalışmalar yapmaktadır.

Otistik özellikleri olan çocuklarda ata binme terapisinin yararlı olduğu alanlar: Konuşma ve dil gelişimi, ince ve kaba motor gelişimi, motor planlama becerileri, kısa ve uzun dönem hafıza gelişimi, çevre ve kendilerinin farkında olma yetenekleridir. Ayrıca bu terapi göz kontağı kurabilme yeteneğini de artırır.
Yunuslarla Terapi
Yunuslar ve insanlar arasındaki fiziksel kontağın fizyolojik ve psikolojik açılardan olumlu etkileri araştırıldığında normal çocuklardan farklı eğitime ihtiyacı olan engelli çocuklarla ilgili çeşitli alanlarda başarılı sonuçlar alınmıştır. ABD, İsrail, Avustralya, Portekiz ve Meksika da bu konu ile ilgili çeşitli merkezler çalışmalar yapmaktadır.

Yunuslarla oyun terapisi yönteminde, çevresindeki dünya ile iletişim kuramayan çocukların yunuslarla kolayca iletişim kurdukları gözlenmiştir. Bu özellik onların eğitiminde kullanılmaktadır. ABD’ de bu konuda çalışmalar yapan eğitim psikolojisi profesörü David Nathanson, yunus balıkları ile yüzmenin otistik özellikleri olan çocuklarda endorfin salgısını etkilediğini, bağışıklık sistemini uyararak T hücrelerinin (vücudumuzun savunma hücreleri) üretimini hızlandırdığını belirtmektedir.

Prof. Nathanson insanlardaki fiziksel limitasyon ve engellerin yunus balığının doğal sonar sistemi ile algılandığını, özellikle şişe burunlu yunusların otistik özellikleri olan çocuklarla birlikte terapide kullanılması ile olumlu sonuçlar alındığını belirtmektedir.

Yunus balıkları ile yüzme tek başına otistik özellikleri olan çocukların iletişim kurmalarını kolaylaştırdığı gibi, formal bir eğitim sistemine paralel olarak motivasyon amaçlı da kullanılabilmektedir. Bireysel eğitim alan çocuk bu eğitimde kazandığı başarılar için yunusla yüzme ile motive edilir.

KARANİOSAKRAL TERAPİ
ABD’den osteopati doktoru John Upledger tarafından geliştirilmiştir. Bu yöntem terapistin ellerini kullanarak beyin-omurga sistemini değerlendirmesi ve fonksiyonunu arttırıcı teknikler uygulamasından oluşur.

Beyin-omurga sistemi beyin, omurilik, onları çevreleyen beyin omurilik sıvısı ile bu yapıları saran beyin omurilik zarından oluşur. Başımızdan kuyruk sokumuna kadar uzanır. Beyin ve omurilik sisteminin fonksiyonu, onları çevreleyen sıvı ve zardan etkilenir. Sistemin herhangi bir parçasındaki dengesizlik tüm sistemi etkileyen bozukluklara yol açabilir.

Kraniosakral terapi, beyin omurilik sistemini saran zarın yapılarından duramaterde çeşitli nedenlere bağlı olarak gerginlik olabileceği ve bu gerginliğin terapistin ellerini kullanarak uygulayacağı tekniklerle azaltılması ya da giderilmesi ile tüm sistemin fonksiyonunun iyileştirilebileceği esasına dayanır.

Kaza ya da travmaya bağlı olarak ortaya çıkan boyun, sırt, bel ağrıları, stres ile ilgili fonksiyon bozuklukları (uykusuzluk, baş ağrısı), el –göz koordinasyonu problemleri, siyatik ve çeşitli nevraljiler,baş dönmesi, disleksi ve otizm, kraniosakral terapinin uygulandığı alanlar arasındadır.

Otizmin nedenleri arasında sayılan viral enfeksiyonlar ve aşı reaksiyonlarında ortaya çıkan biyokimyasal değişikliklerin çocuğun gelişimi sırasında beyin-omurilik sisteminin gelişimini de etkilediği düşünülmektedir. Beyin–omurilik zarının yapılarından duramaterin esneyebilme, büyüyebilme özelliğini kaybetmesi ile beynin fonksiyonlarının etkilendiği, normal beyin-omurilik gelişiminin tamamlanmadığı düşünülmektedir.

Dr. Upledger otistik özellikleri olan çocuklarda zara esneklik kazandırılmasına yönelik terapi teknikleri ile parmak emme, başını masaya vurma gibi bazı istenmeyen davranışların giderilebildiğini belirtir. Ayrıca duygusal ve davranışsal açıdan da terapi sonrası olumlu davranış
mmodelleri geliştiğini ortaya koymaktadır. Terapi beyin-omurilik sisteminin gelişimini tamamlanacağı yaşa yani çocuk büyüyene kadar devam etmelidir.
Hidroterapi
İnsan vücudunun dörtte üçü sudur. Yerçekiminin kısmen ortadan kalktığı, insan vücuduna sürekli sıcacık dokunan ve minerallerle etkileyen bir ortam, zihinsel ve fiziksel engelli çocukların eğitimi ve gelişimi için çok önemli bir fırsat, eşsiz bir yöntemdir.

HEMOTERAPİ
Alternatif tıp yöntemleri arasındadır ve yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi vardır. Samuel Hahneman adlı Avrupalı bir doktor tarafından geliştirilmiştir. Sıtma tedavisinde kullanılan kinin ilacının sağlıklı kişiye verildiğinde ateşe yol açtığını gözleyen Dr. Hahneman hastalık belirtisini ortadan kaldırmak için kullanılan ilacın o hastalığın belirtilerine sebep olduğu ilkesi ile homeopatinin temelini atmıştır. Kinin ilacını su ile karıştırıp çalkalayarak, içindeki yabancı maddelerden arındırmaya çalışırken, elde ettiği solüsyonun kininden daha etkili bir ilaç olduğunu keşfetmiştir. Bu felsefe, batı tıbbına aykırı olmakla beraber geliştirilerek çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Homeopatik ilaçları kullanan uzmanlar, vücudumuzun ilaçlardan iki şekilde etkilendiğini düşünürler. İlacın vücut üzerindeki fizyolojik etkisi ve vücudun ilaca cevabı; belirli bir etkiyi yaratması için başvurulan ilacın yüksek konsantrasyonunun organlarda toksik belirtilere neden olacağını, ancak düşük dozlarda toksik etki yaratılmadığından daha tedavi edici olduğunu iddia ederler.

Homeopatik ilaçlar mineral, hayvan ve bitkilerden elde edilen, sulandırılmış, toksik olmayan ve pahalı olmayan ilaçlardır. Otistik özellikleri olan çocuklarda beynin kan akımının bazı bölgelerde daha az olduğu saptandığından, bu bölgelerin daha az fonksiyonu olduğu düşünülerek bu akımı artırmak amacıyla çeşitli homeopatik ilaçlar kullanılmaktadır.

 

İŞİTSEL BÜTÜNLEME
Kulak Burun Boğaz uzmanı Dr. Guy Berard tarafından işitsel işlemleme problemi olan bireylere yardımcı olmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Dr. Berard normal işitmeye sahip olan ancak, bazı frekanslarda işitme yeteneği, diğerlerinden daha hassas olan kişilerde işitsel işlemleme sorunu olduğunu düşünmektedir. Otistik özellikleri olan çocuklarda görülebilen bazı seslere aşırı hassasiyet, elleri ile kulaklarını kapatma gibi davranışları bazı frekanslardaki işitme yeteneğinin diğerlerinden daha hassas olması ile açıklamaktadır.

İşitsel bütünleme terapisi Audiokinetron adı verilen, bir müzik kaynağından (kaset, CD) gelen sesleri alçak ve yüksek frekanslara göre ayırdıktan sonra kulaklıklar ile bireye ileten bir elektronik cihaz ile yapılır. Terapiye alınacak bireyin öncelikle odyogramı (işitme testi) elde edilerek işitsel yeteneği değerlendirilir. İlk odyogram ile aşırı hassas olduğu frekanslar belirlenir ve bu frekanslar dinletilen müzikten tamamen çıkarılır ya da kısmen azaltılır.

İkinci odyogram ile ilk beş saatlik dinleme sonrası işitsel hassasiyetin olduğu frekanslarda değişme olup olmadığına bakılır. Üçüncü odyogram tüm dinleme programı tamamlandıktan sonra tekrarlanır. Dr. Berard bu odyogramda işitsel hassasiyetin kaybolması gerektiğini bunun otistik özellikleri olan çocukların dinleme ve öğrenme yeteneğini olumlu yönde etkileyeceğini düşünmektedir.

Ancak yapılan bilimsel çalışmalarla otistik özellikleri olan çocukların dinleme ve öğrenme yeteneklerinde işitsel bütünleme tekniği sonrası kaydedilen spesifik değişikliklere rastlanmamaktadır. Gravel, elektrofizyolojik değerlendirmelerde, otistik özellikleri olan ve olmayan çocukların işitsel hassasiyetinde farklılık olmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, bu terapi sırasında hiperaktivite, sinirlilik gibi davranış bozukluklarının ortaya çıktığı da rapor edilmiştir.

 

MAİL GRUBUMUZA ŞİMDİ KATILIN