Atipik Otizm Regresif Otizm Uyaran Eksikliği Dil & Konuşma Bozukluğu Aile Danışmanlığı
Otizmi Nasıl mı Yenersiniz?

 

 

 

OTİZMİ SİZ DE YENEBİLİRSİNİZ

 

            Otizm, kelime itibariyle bakıldığında duyanlar için pek bir anlam ifade etmeyen, kavram kargaşasına yol açan, soyut bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında ciddi bir belirsizlik, tanılar arası karıştırma ve bilgi karmaşası vardır. Ne var ki bu durumu ne kadar somutlaştırmak için adım atsanız da, otizmde dünyada ki gelişmelerin biraz daha gerisinden gelen ülkemizde maalesef ki yetişmiş nitelikli personel yetersizliği her yerde karşınıza çıkarak, erkenden süreci yapılandırmanızı ve aklınızdaki soru işaretlerini giderebilmenizi engelleyebilmektedir. Tabi ki bu durumun asıl etkilenenleri de öncelikle çocuklarınız ve siz ebeveynler olmaktadır. Erken yaşta (bebeklik dönemi, 0-2 yaş) ne kadar adım atsanız da çocuğunuza tanı konulamayabiliyor ve bu durum, ebeveynlerin çocuklarında herhangi bir yetersizlik olmadığı düşüncesinin güçlenmesine ve sürecin üstünkörü geçilerek kapatılmasına yol açabiliyor. Kaldı ki kimi ebeveynler daha fazlasını isteyerek başka doktorlara, eğitmenlere vb. tanılama ve yol haritası için birçok yer gezebiliyorlar. Bu defa da uzmanlar arası farklı tanı koymalarla, farklı yönlendirmelerle karşılaşabiliyorlar. Haliyle de yanlış tanı yanlış yapılandırmayı, doğru olmayan bir sürece girilmesine neden olabiliyor. Burada asıl zarar gören çocuğunuz oluyor ve devamında ebeveynlerde güvensizliğin oluşması sonucu tükenmişlik ortaya çıkabiliyor. Her zaman böylemi oluyor diye baktığımızda tabi ki hayır diyebiliriz. Süreci profesyonelce yaşayan, doğru destek alan kişiler de var; ama bu oran genel kitle arasında çok düşük bir oran olmakla beraber otizmli bireyde ki gelişim, sonuca gitme ve hatta otizmi yenebilme açısından etkili bir orandır. İşte bu bağlamda bu yazıyı yazmak ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için gereklilik hissettim.

 

“Otizm yenilebilir mi?” diye düşünmek gerekirse evet, ben yenilebileceğine inanan birisiyim ve otizm üzerinde yıllardır çalışan bir eğitmen olarak, onlarca çocukta bu tanıyı yendik, başardık diyebilirim. Yenemediğimiz birçok çocuk ta gelişimsel olarak çok daha iyi bir seviyeye gelerek yaşama entegre olmayı başardı. Ama bu dile kolay bi süreçtir. Çünkü çok değişkenleri olan ve bütün değişkenleri yakinen tanımanız ve mümkün olduğunca yapılandırmanız gereken bir durumla karşı karşıyasınızdır. “Her otizmli çocuk bu tanıyı yenebilir mi?” diye düşündüğümüz zaman ise realist olmamız ve tabi ki hayır diyebilmeliyiz. Aslında bu durumu oransal olarak ifade etmemiz gerekirse yaptığımız çalışmalar bize % 29 luk gibi ciddi bir oranın bunu gerçekleştirebildiğini, başarabileceği gösteriyor. Bu oran çok ciddi ve büyük bir orandır, bu oranın içinde yer alabilmemiz için öncelikle çocuğu mümkün olduğunca küçük,  bebeklik döneminde tanılayabilmeniz çok ama çok önemlidir. Zaten işin en hassas ve zor noktası da budur. Çünkü bebeklik döneminde yaş küçüldükçe (0-1, 1-2 yaş) doğru tanı koyma zorlaşır, hata riski yükselir ve uzmanlık gerektirir. Bu bağlamda sürece iyi hakim olabilmek için disiplinler arası uzmanlıklardan mümkün olduğunca yararlanmak gerekir.

 

Otizm; iletişim sürecini amaca uygun yaşamayı, sosyal etkileşimi yapılandırmayı ve çoğu zaman öğrenmeyi de etkileyen ve bazı bireylerde yaşam boyu sürebilen, bazı bireylerde de erken yaşta (Bebeklik dönemi 6-18 Ay) yapılandırılmış total bir programla atlatılabilen gelişimsel bir bozukluktur. Bu bağlamda öncelikle otizmin belirtilerine değinerek, küçük hatırlatmalar yaparak devam edelim:

 

• Sizinle ve başkalarıyla göz teması kurmuyorsa, gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,

• İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,

• Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,

• Oyuncaklarıyla amacına uygun oynayamıyor,  yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,

• Konuşmasında belirgin bir gecikme varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) bir dil kullanıyorsa,

• Ellerini çırpma, parmak ucunda yürüme ve koşma, kendi çevresinde veya eşyanın etrafında

   dönme,  sallanma gibi yineleyici (stereotipi) hareketleri varsa,

• Bazı eşyaları sürekli döndürerek veya dönen nesneleri sürekli izleyerek aşırı ilgi gösteriyorsa,

• Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söyleme, dolapların kapaklarını sürekli açıp kapatma,

   veya bazı eşyaları sürekli sıraya dizme gibi takıntılı davranışlar gösteriyorsa,

• Bazı becerileri çok çabuk öğrenebilirken; bazı becerileri öğrenmeye aşırı direnç gösteriyorsa,

• Günlük yaşamındaki program değişikliklerine aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlamıyorsa,

• Anlamsız gülme ve ağlama krizleri yaşıyorsa, otizm başlangıcı olabilir!

 

Saydığımız bu belirtileri çocuktan çocuğa farklı şekilde karşımıza çıkartabilen Otizm mi yenebilmeniz için bazı önemli kriterler vardır. Bu kriterlerle ilgili şartları çok iyi hazırlayabilmeniz, bu koşulları kararlı ve tutarlı şekilde iyi takip edebilmeniz çok önemlidir. 

Bunların başında erken yaşta doğru teşhis, aile eğitimi, nitelikli öğretmenler, profesyonel eğitim, sosyal çevre yapılandırması ve doğru beslenme gelmektedir. Tabi ki bunların dışında da etkileyen faktörler vardır ama bizim değineceğimiz ana eksenimiz bu çerçevededir. Yinede aklınıza takılan sorularınız veya detay almak istediğiniz noktalar varsa www.mehmetkucukgoz.com adresimizi ziyaret edebilirsiniz.

 

            Erken yaşta doğru teşhis süreci son derece önemlidir. Çünkü özellikle gerek tıbbi gerekse eğitsel açıdan özel eğitime ihtiyacı olan çocuğun tanılama işleminin yapıldığı andaki durumu gerek tedavi gerekse eğitim ihtiyacı, kapasitesi somut olarak belirlenmektedir. Bu süreçte yaş küçüldükçe (bebeklik dönemi) doğru tanılama ne kadar zorlaşsa da, doğru tanı ile geri dönüşün, geri kazanımın ilk ve en önemli adımı atılmış olacaktır. Bu aşamada yapılabilecek bir hata veya yanlış teşhis, sürecin yanlış yönlendirilmesine ve bebeğinizin altın değerinde olan zamanının geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle otizm konusunda yeterliliğe sahip, tecrübeye sahip kurum ya da kişilere müracaatınız son derece mühimdir. Bebeklik döneminde (0-1, 1.5 yaş) yapılabilecek doğru teşhis ve doğru yönlendirme; aslında bilinçli bir ebeveyn için en önemli kazanım olacaktır. Eğer çocuğunuzun yaş evresinin daha ileri (3,4,5,6,7… yaş)  olduğunu düşünüyorsanız asla  “artık bizim için geç, bizim çocuğumuz olmaz” gibi düşüncelere kapılmamalısınız. Unutmayınız, sürece ne zaman başlarsanız yola o kadar erken çıkar ve her şekilde yarar görürsünüz.

 

             Ailenin, çocuğunun eğitimi konusunda bilinçlenmesi, çocuğunun eğitimindeki amaçlara vakıf olabilmesi, doktoruyla ve eğitimcisiyle amaçların çok zamanlı olarak uygulanması, gelişim süreçlerinin değerlendirilmesi vb. noktalarda ortak hareket edebilmesi gereklidir. Aile, öğretmeninden geriye kalan zamanlarda çocuğunun vaktini işlevsel olarak kullanabilmelidir. Öğretmeninin yeterliliğini değerlendirebilmeli, çocuğuyla uyumu ve verimliliğini gözlemleyip yorumlayabilmelidir. Bu süreçte asıl eğitmenlik ve ana sorumluluk ebeveynlerin sırtındadır, kendilerini geliştirerek sürece katkı sağlamalıdırlar.

 

            Bu süreçte destek alacağınız, size bilgi ve tecrübesiyle yol gösterecek olan en etkili kişi öğretmeniniz olacaktır. Haliyle öğretmeninizin niteliği yani otizm konusundaki eğitim düzeyi, bilgisi, tecrübesi ve bilimsel hayata katkısal çalışmaları (makale, kitap vb.) çok önemlidir. Öğretmen seçiminde araştırmacı ve iyi bir gözlemci olmak zorundasınız. Aksi durumda gereken katkıyı ve ilerlemeyi sağlayamaz, gerçekçi durum değerlendirmelerinden uzak kalarak, ilerlemenizi sağlayacak programdan koparsınız.

 

            Çocuğunuzun eğitim sürecinizi ne kadar profesyonel yapılandırabilirseniz gelişim süreçlerinin her adımını somut bir şekilde görebilir, başarılı veya başarısız durumlara zamanında müdahale edebilirsiniz. Bu da birçok değişkeni görmenizi ve yordama gücünüzü geliştirerek çocuğunuzla diğer zamanlarınızı daha kaliteli ve verimli geçirmenizi sağlar. Profesyonel eğitim süreci; farklı disiplinlerden yararlanmanızı, farklı branşlardaki öğretmenlerin yeterliliklerinden yararlanmanızı, sanatsal faaliyetleri yapılandırmanızı, sporsal eğitim süreçlerini yapılandırmanızı, gelişimini sürekli olarak değerlendirmenizi ve gerçek yaşamıyla eğitimini birleştirecek tarzda yol izlemenizi gerektirir. Bu yolda ebeveynlerin, öğretmenlerin, diğer çevre bireylerinin ve farklı disiplin alanlarındaki uzmanların hep birlikte kararlı ve tutarlı bir duruş sergilemeleri, uygulanan programa bağlı kalmaları gerekir.

 

            Çocuğunuzun çevresi uygulanan programın dinamiklerini sarsmamalı. Çocuğunuzdaki davranış, tutum ve konuşma süreçlerini olumsuz etkilemeden halka genişletilebilmelidir. Bunu takip etmeniz ve kontrol edebilmeniz çok zor bir süreçtir, değişkenleri çok fazladır. Bu nedenle aşamalı bir evre izlenerek yapılandırılmalıdır.

 

            Yapay gıdalardan uzaklaşarak, en üst düzeyde doğal gıdaları tercih ederek, doğal beslenme yoluyla çocuğunuzun gelişim sürecine ciddi katkı sağlayabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun tıbbı açıdan alanında uzman doktorlar tarafından gerekli görüldüğü taktirde ağır metal testleri yapılarak, peribiotik süreçleri değerlendirilerek doktorunuz gerek görürse vitamin vb. takviye gerekebilir.

 

Tüm bu süreçler bir bütün olarak, total şekilde ele alındığında, programdan katkı sağlamanız mümkündür, % 29 luk oranı yakalamanız için bir ön koşul süreci olarak değerlendirilebilir.

 

 

Otizmi yenen başarılı bir biyografi örneği:

Temple Grandin, Ph.D.

Asist. Prof. Colorado S. University

 

Temple Grandin 1947 yılında Boston, Massachusetts’de doğmuş ve Otizmli bir bireydir. Colorado Eyalet Üniversitesinde profesörlük ünvanı almıştır. Aynı zamanda, Hug Machine (Sarılma Makinesi) adı verilen otizmli çocukları sakinleştirmek için kullanılan bir cihaz geliştirmiştir. Grandin, çocukken Otizm teşhisi koyulmuş birey olarak, otizmli çocuklarla iletişim kurma konusunda yol göstermektedir. Aynı zamanda Temple Grandin' in hayatını anlatan filmi de vardır.

Otizmi yenebildim, çünkü iyi öğretmenlerim vardı.2.5 yaşında deneyimli öğretmenlerin olduğu iyi düzenlenmiş bir anaokuluna verildim. Erken yaştan itibaren bana doğru davranışlar öğretildi. Otizmli çocukların gün boyunca yapılandırılmış bir düzene, disiplinli fakat nazik olmayı bilen öğretmenlere ihtiyacı vardır.

 

*  2. 5 ile 5 yaş arasında benim her günüm yapılandırılmıştı. Bu düzenin dışına çıkmama izin verilmiyordu. Haftanın beş günü 45 dakika bireysel terapim / konuşma terapim vardı. Annem bir dadı tuttu; o, ben ve kız kardeşimle birlikte günde 3-4 saat oyun oynuyorduk. Oyun oynarken bana sıra almayı öğretti. Yemek zamanları herkes ile bir arada yemek yiyorduk. Benim herhangi bir tuhaflık yapmaya iznim yoktu. Otistik davranışlara geri dönmeme izin verilen tek süre yemekten sonraki bir saatlik dinlenme zamanı idi. Anaokulu, bireysel terapi/konuşma terapisi, oyun faaliyeti ve kurallara uyulan yemekler haftada toplam 40 saat tutuyordu. Öyle ki, bu sürede beynim dış dünya ile bağlantı içinde oluyordu.

 

* Otizmli kişilerin çoğu görsel olarak düşünürler. Ben resimlerle düşünürüm. Kelimelerle düşünmem. Bütün düşüncelerim imgelemimde akan video bantları gibidir. Resimler benim birinci dilimdir, kelimeler ikinci dilimdir. İsimler öğrendiğim en kolay kelimelerdir, çünkü zihnimde kelimenin bir resmini yapabilirim. Yukarı veya aşağı gibi kelimeleri öğretmek için öğretmen bunları çocuğa göstererek vermelidir. Örneğin uçağı masadan yukarı doğru kaldırırken yukarı demelidir.

 

* Uzun sözle yönerge dizilerinden kaçınmalıdır. Otizmli kişiler sekansları (birbirini takip eden adımlar) hatırlamakta güçlük çekerler. Eğer çocuk okuyabiliyorsa yönergeleri bir kağıda yazın. Ben sekansları hatırlayamam. Örneğin, benzincide yol soracaksam sadece üç aşamayı hatırlarım. Üçten çok adımın yazılı olması gerekir. Telefon numaralarını da hatırlamakta zorluk çekerim. Çünkü zihnimde bir resmini yapamam.

 

* Çoğu otizmli çocuk resim, sanat ve bilgisayar programlamakta başarılıdır. Bu yetenek alanları teşvik edilmelidir. Çocuğun yeteneklerinin gelişmesine çok daha önem vermek gerekir.

 

* Pek çok otizmli çocuk bir konu üzerinde takılır. Örneğin trenler, haritalar gibi… Bu takıntıları değerlendirmenin en iyi yolu bunları okul görevlerine motive etmek için kullanmaktır. Eğer çocuk trenleri seviyorsa okuma ve matematik öğretirken trenleri kullanınız. Tren hakkında bir kitap okuyunuz, trenlerle matematik problemleri kurunuz. Örneğin New York’tan Washington’a (ör: Ankara’ dan İstanbul’ a) bir trenin ne kadar zamanda gideceğini hesap ediniz. Sayı kavramlarını öğretirken somut görsel yöntemler kullanın. Ailem sayıları öğrenmem için bana bir matematik oyuncağı verdiler. Bunda 1’den 10’a kadar sayılar için farklı renk ve büyüklükte bloklar vardı. Bununla toplama ve çıkarma yapmayı öğrendim. Bölmeleri öğrenmek için öğretmenimde dört parçaya ayrılan tahta bir elma ve yarıya ayrılan tahta bir armut vardı. Bunlarla çeyrek ve yarım kavramını öğrendim.

 

* Sınıfımda en kötü el yazısı olan bendim. Bazı otizmli çocuklarda el hareketlerinin kontrolünde güçlük vardır. Düzgün el yazısı bazen çok zor gelir. Bu durum çocuk için bazen çok engelleyici olur. Engellenme duygusunu azaltmak için çocuğun yazmayı sevmesine yardım edin. Bırakın bilgisayarda (daktiloda) yazsın.Tuşlara basmak daha kolaydır.

 

* Bazı otizmli çocuklar okumayı ses verme ile daha kolay öğrenir. Bazısı ise kelimenin bütününü ezberleyerek daha iyi öğrenir. Ben seslilerle öğrendim. Annem ses verme kurallarını öğretti ve sonra benim kelimeleri seslendirmemi istedi. Ekolalisi olan çocuklar daha çok resim kartları ve resimli kitaplar ile en iyi öğrenirler. Çünkü kelimenin bütünü resimlerle birlikte çağrılır.

 

*  Çocukken okul zili gibi yüksek sesler kulaklarımı rahatsız ediyordu. Dişçinin sinir ucu açık dişi delgi ile oyması gibi… Otizmli çocukların kulaklarını rahatsız eden seslerden korunması gerekir. En çok sorun oluşturan sesler, ders zilleri, mikrofon hoparlör cızırtıları, yazı tahtasına yazarken çıkan cızırtılar, skor levhasında elektrikli işaretlerin vızıltısı, sandalyeler çekilirken çıkan gıcırtılardır. Bu tür sesler bazı malzemelerle kamufle edilebilirse çocuk bunlara daha iyi tahammül edebilir. Çekilirken gıcırdayan iskemleler ayaklara lastik makaralar geçirilirse veya halı konursa sessiz hale gelebilir. Çocuk belli bir odada korku duyabilir. Çünkü o odada birdenbire mikrofondan cızırtılı bir ses duymuş ve korkmuştur. Ürkütücü ses korkusu kötü davranışlara sebep olabilir.

 

*  Bazı otizmliler ışık titreşimlerinden ve flüoresan ışıklardan rahatsız olurlar. 60 Hz elektrik titreşimlerini görebilirler. Bu sorundan kaçınmak için çocuğun sırasını pencereye yakın koymalı veya flüoresan ışıklar kullanmamalıdır ve daha az titreşim yapan ampuller konulmalıdır.

 

*  Bazı çocuklar ve yetişkinlerde şarkı söyleyebilme konuşabilmeden daha iyidir. Kelimeler ve cümleler eğer şarkı ile onlara seslenirse daha iyi cevap verebilirler. Seslere karşı aşırı duyarlılığı olan bazı çocuklar, eğer öğretmen onlara fısıltı ile konuşursa daha iyi yanıt vereceklerdir.

 

* Bazı konuşmayan çocuk ve yetişkinler görsel ve işitsel girdileri aynı anda işleme geçiremezler. Onlar tek kanallıdır. Aynı anda hem görüp hem de işitemezler. Onlara ya sadece görsel bir iş ya da sadece işitsel bir iş verilmelidir. Olgunlaşmamış sinir sistemleri eş zamanlı görsel ve işitsel girdileri işleme koyamamaktadır.

 

* Konuşması olmayan büyük yaşta çocuk ve yetişkinlerde sıklıkla dokunma en güvenilir duygudur. Onlar için dokunarak hissetmek genellikle daha kolaydır. Harfler, plastik harfleri hissetmeleri sağlanarak öğretilebilir. Günlük programlarını, programlanan faaliyetten birkaç dakika önce nesneleri (elleyip) hissederek öğrenebilirler. Örneğin yemekten 15 dakika önce çocuğun eline tutacağı bir kaşık verin. Arabaya binmeden bir kaç dakika önce eline bir oyuncak araba verin.

 

*  Otizmli olan bazı çocuklar ve yetişkinler eğer bilgisayarın klavyesi ekrana yakın konursa daha kolay öğrenebilirler. Bu durum, kişinin ekran ile klavyeyi aynı anda görmesini sağlar. Bazı kişiler klavyedeki tuşa bastıktan sonra yukarı doğru ekrana baktıklarında hatırlamada güçlük çekebilir.

 

*  Konuşması olmayan çocuk ve yetişkinler eğer yazılı kelime ile resmi flash kartta görürse kelime ile resim arasında daha kolay bağlantı kurabilirler. Bazıları satır üzerindeki resimleri anlamaz. Bu yüzden önceleri gerçek nesneler ve fotoğraflar ile çalışılması tavsiye edilir.

 

*  Bazı otizmli kişiler konuşmanın iletişim için kullanıldığını bilmez. Eğer dil egzersizlerinde iletişim özendirilirse dil öğrenimi daha kolay olur. Eğer çocuk bardak isterse ona bardak verin eğer çocuk bardak istiyor ama (bardak yerine) tabak diyorsa ona tabak verin. Çocuğun kelimeleri söyleyince somut şeylerin olduğunu öğrenmeye ihtiyacı vardır. Eğer otistik kişi, yanlış kelime kullanması yanlış nesne ile sonuçlanırsa, kelimenin yanlış olduğunu daha kolay anlar.

 

* Birçok otizmli birey bilgisayar faresini kullanırken güçlük çeker. Tıklamak için ayrı düğmesi olan göstergeli sistemler deneyin. Ellerin motor kontrolünde problemi olan otizmliler, fareyi tıklatırken güçlük çekerler.

 

*  Konuşmayı anlamakta güçlüğü olan çocuklar, sert sessizleri ayrıştırmada zorlanırlar. Kaş’ın K’sı, Çat’ın Ç’si gibi. Konuşma öğretmenim, böyle sesleri duymayı öğrenmem için, sert sessizleri vurgulayarak, uzatarak bana yardımcı oldu.

 

* Birçok aile bana, televizyondaki yazıların çocuklarının okumayı öğrenmesine yardım ettiğini bildirdi. Çocuk yazıları okuyabilir ve konuşma ile yazıları eşleyebilir. En sevilen programın başyazıları ile kaydedilmesi uygun olur. Çünkü bu kayıt tekrar tekrar kullanılabilir.

 

 

 

 

Yazan:

Mehmet Küçükgöz

Özel Eğitim Uzmanı

Southern Russian Üniversity Ph.D.

 

 

 

 

 

 

Kaynak:

Temple Grandin hayatından örnek not

 

 

NOT: Makalenin, yazarın bilgileri ve link kaynak gösterilerek paylaşılmasında hiçbir mahsur yoktur, bilakis yarar görmekteyiz. Aksi paylaşımlar suç unsuru içermektedir!!!

 

 



MAİL GRUBUMUZA ŞİMDİ KATILIN